Türkiye AB iliskilerine Farkli Bir Bakis

Kim dediyse “Bekarlik sultanliktir” diye halt etmis. Bizde bekar adam ev bulamaz, barlara adimini atamaz. Damsiz girebildigi tek yer umumi helalar ve erkekler hamamidir. Yirmisini asan kizimiz evde kalmis sayilir. O nedenle habire evleniriz, yetmez baskalarini da evlendiririz. “Evlilik” bizim “milli sporumuzdur”. “Görücü usulü” evliligin pateni bize aittir. Biz önce evlenir, sonra tanisiriz. Avrupa ile izdivacimizi da tabii ki “görücü usulümüzün” geregine göre yürütüyor, müstakbel esimiz AB ile tanisma faslini da gerdek sonrasina birakmis görünüyoruz.

AB ile aramizdaki ilk fark iste tam da burada, evlilik prosedüründe yatiyor. Onlar görücü usulüne göre degil, “Tüketici haklarini koruma yasasina” göre evleniyor: alacagi mali aciyor, kurcaliyor, elliyor, tadiyor, deniyor, giyiyor, cikariyor, takiyor, egiyor, büküyor, katliyor...yor...yor...yor.

Bir Türk filmi ceviriyoruz ciddi ciddi. Neler yok ki bu filmde: ask, ihtiras, namus, para, gurur, naz, ezanli saat, Natasa, Teflon Tevfik, muska, mafya, Sigi...

AB'ye DAMSIZ Girilmez!

Biz Bizi Böyle Bilmezdik


Muhsin Omurca AB'ye Damsiz Girilmez adli oyunuyla Istanbul'da


Uzun uzun tartisiyoruz, kavram üretiyoruz, kültürlerarasi iletisim, toplumbilim, feminizm derken dallanip budaklaniyoruz. Oysa tüm bunlari birarada, kisa, öz, belki çok daha etkili, üstelik güldürerek düsünmenin bir yolu var. Mizahin büyüsü. Muhsin Omurca'nin son oyununu izlerken aklimdan geçenlerin özeti buna yakin birseydi.

Muhsin Omurca, kendini kabare sanatçisi olarak tanimliyor. Elestirel ve keskin gözlemlerin ustaca harmanlanarak öykülü bir mizaha dönüstügü, karikatürcü kimliginden izler tasiyan baska türlü bir kabare onunki. 1985'te Sinasi Dikmen ile kurdugu, Almanya'nin ilk Türk kabaresi olarak bilinen Knobibonbon Kabarett ile Büyük Brockhaus Ansiklopedisi'ne girmesi, 1998 yilinda Alman Özel Kabare Ödülü almasi ve tek basina Frankfurt Operasi gibi salonlari doldurmasi rastlantisal degildir.

Odagini Türkiye - AB iliskileri oldugunu düsündüren son oyunu AB'ye Damsiz Girilmez evlilik metaforu üzerine kurulu bir oyun. Düz bir okumayla Omurca'nin AB-Türkiye iliskilerini söz kesme, nisanlanma ve evlilige atilan adimlarin beraberinde getirdigi türlü sorumluluk ve sikintilarin siyasal düzlemdeki yansimasi olarak irdeledigi söylenebilir. Bu, gerek konunun güncelligi açisindan bakildiginda gerek uzayan sancili bir sürecin tarihi düsünüldügünde Omurca'ya verimliligini alabildigine kullandigi bir ortam sagliyor. Ancak güncel konularin islenmesi kimi tehlikeler de barindirir; kaliplasmis yorum ve elestirilerin albenisine karsi koymak güç olabilir. Omurca, farkli bakis açilari arasinda gidip gelirken izleyiciye sundugu sürprizlerle bu tür kaliplarin disina çikiyor, onlarla oynuyor. Bir gözü Avrupali olarak Türk'e, öteki gözü Türk olarak Avrupali'ya bakiyor, ama Almanya'da toplumsallasan yeni nesil bir gencin bakisinda bu gözleri birbirinden ayirmanin, 'öteki'yle 'biz'i ayri köselerde tutmanin da ne denli güç oldugunu anliyoruz. Alman gizli servisinden kapida duran bir görevliye yemek pisiren bir anneyle irkçi bir Alman komsu arasinda gidip gelen Alman vatandasligina geçmis bu gencin durumu bir tümceyle özetleniyor: "Türkleri seven Alman yok diyorlar. Bu dogru degil. Ben varim!"

Hareket noktasini kültürlerarasi iletisim ve Türkiye - AB iliskileri olarak belirleyen bu oyunun çok önemli katmanlarindan, belki en can alici olani ise, yine evlilik metaforunun hazirladigi zemin üzerinde gelisen kadin - erkek iliskileri. Sömürgecilik sonrasi elestirmenler, kültür asimetrileri üzerine çalisanlar, Bati egemen bakis açilarini ve bu baglamdaki güç dengelerini elestirenler ile ataerkil yapilari irdeleyenler... her biri bu oyunun katmanli yapisi içinde kendi konusunu bulacaktir. Ancak Omurca'nin ikili karsitliklara dikkatli yaklasimi kimin erkek, kimin kadin rolünde, kimin hangi anlamda güçlü, kimin güçsüz oldugu konularinin da bir anda alt üst edilmesini sagliyor. Perspektif degisimlerinden beslenen AB'ye Damsiz Girilmez'in alisilmis anlamda bir iletisi varsa, o da kadinin konumu ve gücüne hakkini vermeyen bir toplumun hiçbir alanda çeliskilerden uzak duramayacagi, demokrasi tartismalarini derinlikli yürütemeyecegi, genel olarak iliskilerinde maçist yaklasimlardan, 'nasil kandirdim ama!' ya da 'namus elden gitti' türünde düsüncelerden öteye geçemeyecegi.

Mizahta düzeyli anlatim ile eglendirmenin dengesini tutturmak güçtür. Omurca, anlik gülme etkisi ugruna saglam bir kurguya, çok düzlemli oyun akisina yatirim yapmaktan kaçinanlardan degil. Bunu yaparken katmanlar arasinda büyük bir hafiflikle hareket ediyor, düsünmeye zorlamiyor, olsa olsa davet ediyor. Düsünmek isteyen gülerken düsünüyor, istemeyen sadece gülüyor.

Prof.Dr.D.Dizdar, Bogazici Üni.Ög.G.

 

Muhsin Omurca, Türk-Alman önyargilarini hicvetmeye basladiginda bu tür elestirel yaklasimlar her iki toplum tarafindan da kabul görmüyordu. Oysa bugün Omurca "göcmen komedisi" dendiginde akla gelen ilk isim. Bu türün öncüsü olan sanatci programlariyla basaridan basariya kosuyor.

Ödüllü "Kanakmän" ve "Tagebuch eines Skinheads" (Bir Dazlagin Istanbul Günlügü)'nden sonra, Türklerin Avrupa Birligi'ne katilma macerasini hicveden yeni gösterisi "AB'ye Damsiz Girilmez" entelektüel baglamdaki kiskirticiliginin yani sira seyirciyi yine kahkahaya bogmayi basariyor.

 

Bir yorum:
Türkce standup

1985 yilinda Almanya’nin ilk Türk kabaresini kuran M.Omurca, iki kez Alman Kabare ödülüne layik görüldü. Bir yandan Almanya, Avusturya,Türkiye, Hollanda, Finlandiya, Isvicre ve Estonya gibi ülkelerde 2300 e yakin gösteri yapan Omurca diger yandan da Süddeutsche Zeitung, Frankfurter Rundschau, Berliner TAZ gibi gazetelere de karikatür cizdi.

“AB’ye Damsiz Girilmez”, Omurca’nin ilk “Türkce” oyunudur.

anasayfa
turne
yorumlar
yorumunuz
tüm oyunlar
Gazeteler
basin